סמי כהן (מיליית, 15.1.2009)

תורגם על ידי מתן רטנר 

הפובליציסט הוותיק בן הקהילה היהודית של איסטנבול, סמי כהן, איננו אופטימי לגבי עתיד היחסים בין תורכיה לישראל. להערכתו, גם אם יתגברו המדינות על המשבר האחרון,  לא יחזרו היחסים לדרגה בה היו בעבר. הסיבה לכך טמונה באידיאולוגיה של מפלגת הצדק והפיתוח, שקושרת בין המצב בעזה לעתיד היחסים עם ישראל.

המשבר חלף, אבל מכאן והלאה, איך יראו הקשרים? הבה נבחן את עתיד יחסי ישראל תורכיה, לאחר שהתנצלות רשמית הרגיעה את המתיחות שיצרה סצנת ההשפלה שהכין סגן שר החוץ הישראלי דני איילון לשגרירנו בתל אביב אוֹאוּז צ’ליקוֹל.

לפני כן נבהיר כי האקט המבוים של הדיפלומט הישראלי הסתיים בפיאסקו עבור ישראל. אפילו הישראלים רואים כמה מיוקרתה איבדה ישראל בעקבות הסקנדל הזה.

מנגד, הדיפלומטיה התורכית זכתה בנקודות הודות ל”ניהול המשבר” שהפעילה באירוע זה. החזרה מיידית של השגריר, כפי שאחדים הציעו, הייתה מובילה להארכת המשבר והיחסים היו מגיעים לנקודת שבירה. בהתנהגות בוגרת הכריחה אנקרה את ישראל להתנצל, ובאותו הזמן הראתה כי היא איננה מעוניינת לנתק את הקשר.

אין ספק שהסקנדל הזה פגע באופן משמעותי בקשרים. במצב הזה, לא ייתכן שהיחסים לא יושפעו מהאירוע הזה בטווח הזמן הקצר, במיוחד בדעת הקהל, שבה ייותרו עקבות שליליים. אשר לקשרים ברמת המדינה והממשלה, נראה שיהיה קשה לחזור לדרגת “שיתוף הפעולה האסטרטגי” שהגיעו אליו בשנים שעברו, לכל הפחות בעתיד הקרוב.

כיצד הגיעו לנקודה זו?

ברור שהסיבה איננה המשבר האחרון. בבסיסו, משבר זה הוא תולדה של מתיחות וחיכוך הנמשכים כבר חודשים. אלא שהסקנדל הזה מתח את היחסים עוד קצת. אם נבחן כיצד הגענו לנקודה זו, ניתן יהיה להעריך טוב יותר את המסלול בו ימשיכו הקשרים. ראשית, אבקש להתחיל בצד התורכי.

זה זמן רב אנקרה מנהלת פוליטיקה אקטיביסטית במזרח התיכון. היא מייחסת חשיבות מיוחדת לקשרים עם חלק ממדינות ערב ואיראן ומקבלת על עצמה תפקיד אזורי. זהו “החזון” שנמצא באג’נדה של קואליצית מפלגת הצדק והפיתוח. לחזון זה ישנן סיבות פרגמטיות והגיוניות, אך גם ההזדהות האידיאולוגית של מפלגת הרוב משחקת תפקיד. האסטרטגיה הזו מעלה את הפופולריות של ראש הממשלה ארדואן כשם שהיא מגדילה את המשקל וההשפעה של תורכיה באזור.

אנקרה כבר לא מייחסת חשיבות לקשרים עם ישראל כמו בעבר; אבל ההתרחקות מישראל נובעת ביסודה מהגישה האנטי-ישראלית הברורה של ממשלת ארדוֹאן לאחר אירועי עזה.

כעט אנקרה מעריכה את שאלת עזה ובעיית פלסטין כ”גורם עיקרי” ביחסים עם ישראל. היא יכולה להשתמש בלחץ נגד ישראל, ובכך היא מעריכה שתגדיל את השפעתה באזור.

הבדלים רציניים

באשר לישראל: בשנה שעברה, לאחר שהרכיבו קואליציה בראשות נתניהו שליברמן גם לוקח בה חלק, התגבשה המדיניות הכוללת בנושאים העיקריים כגון המגעים עם סוריה, המשא ומתן עם הממשל הפלסטיני ושאלת עזה. תוכנית הגרעין האיראנית הפכה לבעיה הראשונה במעלה של ישראל. בכל הנושאים הללו נפערה תהום בין הגישה של ישראל לזו של תורכיה. ההצהרות וההתנהגות של ראש הממשלה העמיקו את התהום. התוצאה היא שבנקודה אליה הגענו היום ישנם הבדלים משמעותיים בין ישראל לאנקרה בגישה ובעמדות, ואלו משפיעים על הקשרים בין השתיים באופן ממשי. בהתחשב בכך, לאחר שיתגברו על המשבר האחרון, גם אם יחזרו היחסים למצב הנורמלי, ככל הנראה בעוד תקופה ארוכה, הם לא יהיו “קרובים כמו בעבר”.



Türk-İsrail ilişkilerinin geleceği

Sami Kohen (Milliyet, 15.1.2010)
Kriz atlatıldı, ama bundan sonra ilişkiler nasıl olacak? İsrail Dışişleri Bakan yardımcısı Danny Ayalon’un Tel Aviv’deki Büyükelçimiz Oğuz Çelikkol’a karşı düzenlediği o aşağılık mizansenin yarattığı gerginliğin resmi bir özürle yatıştırılmasından sonra, Türk-İsrail ilişkilerinin geleceğine bir bakalım.
Önce şunu belirtelim ki, İsrailli diplomatın sahnelemeye çalıştığı oyun, İsrail için bir fiyasko ile sonuçlanmıştır. Bu rezalet yüzünden İsrail’in ne kadar itibar kaybettiğini İsrailliler de görüyor.
Buna karşılık Türk diplomasisi bu olayda uyguladığı “kriz yönetimi” sayesinde puan toplamıştır. Bazılarının önerdiği gibi Büyükelçi’nin derhal geri çekilmesi, krizi sürdürmüş ve ilişkileri koparma noktasına getirmiş olacaktı. Ankara olgun davranışıyla İsrail’i özür dilemeye zorlamış, aynı zamanda İsrail ile iplerin koparılmasını istemediğini göstermiştir.
Kuşkusuz bu skandal, ilişkilerde bir hayli hasar yaratmış bulunuyor.
Bu durumda ilişkilerin kısa vadede bu olaydan etkilenmemesi ve özellikle kamuoyunda olumsuz bir iz bırakmaması mümkün değil.
Hükümet ve devlet düzeyindeki ilişkilerde ise, geçmiş yıllarda ulaşılan “stratejik işbirliği” mertebesine dönülmesi -en azından yakın gelecekte- pek zor görünüyor.
Bu noktaya nasıl gelindi?
Bunun nedeni, sadece son yaşanan kriz değil tabii. Aslında bu kriz, ilişkilerde aylardan beri süregelen sürtüşme ve gerginliklerin bir sonucudur. Ama bu skandal ayrıca ilişkilerin biraz daha gerilmesine yol açmıştır.
Bu noktaya nasıl gelindiğini incelerken, ilişkilerin bundan sonra izleyeceği seyri daha iyi tahmin etmek mümkün.
Önce Türk tarafından başlayalım:
Ankara bir süredir Ortadoğu’da aktif bir politika izliyor, özellikle bazı Arap ülkeleriyle ve İran’la ilişkilere önem veriyor, bölgesel roller üstleniyor. Bu Ak Parti iktidarının öncelikleri arasında yer alan bir “vizyon”. Bunun mantıklı ve pragmatik nedenleri var, ama iktidar partisinin ideolojik eğilimleri ve sempatileri de bunda rol oynuyor. Bu yeni strateji Türkiye’nin bölgedeki nüfuzunu ve ağırlığını artırdığı gibi Başbakan Erdoğan’ın da popülaritesini yükseltiyor.
Ankara’nın artık eskisi kadar İsrail ile ilişkilerini önemsemiyor; ama İsrail’den asıl uzaklaşma, Gazze olaylarından sonra Erdoğan hükümetinin İsrail’e karşı aldığı açık tavırdan kaynaklanıyor.
Ankara şimdi Gazze sorununu -ve Filistin meselesini- İsrail ile ilişkilerde “belirleyici bir unsur” olarak değerlendiriyor. Böylece İsrail’e karşı baskı kullanabileceğini ve bunun da bölgedeki etkinliğini artıracağını hesaplıyor.
Ciddi ayrılıklar
İsrail’e gelince: Geçen yıl Netanyahu’nun içinde Lieberman’ın da bulunduğu bir koalisyonun başında iktidara gelmesi sonunda İsrail’in Gazze sorunu, Filistin yönetimiyle müzakereler, Suriye ile temaslar gibi temel konularda politikaları büsbütün katılaştı. İran’ın nükleer programı da İsrail’in bir numaralı meselesi oldu.
Bütün bu konularda Türkiye ile İsrail’in tutumları arasında bir uçurum açıldı. Özellikle Başbakan’ın söylem ve davranışları da bu uçurumu derinleştirdi.
Sonuç olarak, bugün gelinen noktada Ankara ile İsrail arasında ciddi görüş ve tavır farkları var ve bunlar artık ikili ilişkileri doğrudan etkiliyor. Bu bakımdan son krizin atlatılmasından sonra ilişkiler normale dönse dahi, herhalde daha uzunca bir süre, “eskisi gibi sıkı” olmayacak